30 Haziran 2009 Salı
zaman:
03:26
Gönderen
Patronn HaLiL

Tanrininin hz. musaya gönderdigi ahit sandiginda, 10 emrin yazili oldugun söylentisi vardi. Kutsal ahit yuzyillardan beri birçok filme ve kitaplara konu olmustu. Fakat bayagidir kayipti. Sonzsuz bir güce sahip olduguna inanilan bu sandik, dünyanin sonundan az önce meshi tarafindan çikarilacagina inaniliyor. Binlerce yil önce kuduste kaybolan sandik, etiyopyada bulundugu söyleniyor. Fakat ne derece dogrudur bilemiyoruz. Etiyopya patrigi "sandigi bulduk, en kisa zamanda dunyaya açiklayacagiz" dedi. Yahudi kavimleri tarafindan etiyoya ya goturuldugu idda ediliyordu. Anca kisa zamanda dunyaya da tanitilacagi tahmin ediliyor.
28 Haziran 2009 Pazar
zaman:
18:21
Gönderen
Patronn HaLiL

Biz Türkler icat etmek de herkezden ustunuz. Imkansizliklar bizi icatlara zoluyor gerçekten. Telefonumuzun sarji bittigine ne kadar da uzuluruz demi? ya mesaj geldiyse ? Ya sevgilim aradiysa ? Herhangi bir geziye çiktigimizda veya elektiriklerin kesilmesi gibi durumlarda artik sarjsiz kalmayacaksiniz bu yeni sarj etme yontemi ile. Bu yeni yöntemin çalisama sistemi; ayaginizla hava pompaliyorsunuz ve o hava ile pervane donuyor. O pervanein urettigi enerji ile de telefonunuzun sarji doluyor. Guzel ve gerekli bir icat daha... Sagolun Türk bilim adamlari :D
zaman:
18:16
Gönderen
Patronn HaLiL

Su geççirmeyen kol saatleri, su geçirmeyen dijital fotograf makinalari derken simdide su geçrmeyen masa ustu bilgisayar icat edildi arkadaslar. Evet yanlis duymadiniz. Su geçirmeyen bir masautsu bilgisayar. Içinde fan bulunmana bu bilgisayar, su geçirmedigine dair de sertifika almistir. Bu özellik laptoplar da da olursa, kullanicilarin daha da çok ilgisini çekebiilir diye dusunuyorum.
zaman:
18:12
Gönderen
Patronn HaLiL

Teknolijinin hizina akil sir ermiyor arkadaslar. herseyi ufalttilar, cep telefonlari, kameralari, bilgsayarlari derken simdide bildigimiz matkabin bir tirnak buyuklugu kadar yapmislar. Gerçekten insan hayret ediyor, bunu nasil yaptiniz ? Bu minik matkap nerelerde kullanilacak derseniz, simdilik ben de bilmiyorum fakat demekki kullanilacak bir yer var ki yapmis adamlar.
27 Haziran 2009 Cumartesi
zaman:
17:20
Gönderen
Patronn HaLiL

Yeksek ses de ve devamlı müzik dinlemenin ne kadar zararlı olduğunu biliyor muydunuz? İşitme kaybı, tansiyon, huzursuzluk ve uykusuzluğa neden olabilir. Onun için fazla uzun sureli ve yüksek ses de müzik dinlemeyelim. Sağlığımız önemli ve bizler de sağlığımıza dikkat edelim. Teknolojinin gelişmesiyle hayatımıza giren mp3 çalarlar, walkman ve mp3 çalarlı cep telefonları bir çok hastalığı da beraberinde getirdi, çünkü kulaklıkla uzun sure ve yüksek sesle müzik dinlemek, işitme kaybına neden oluyor. İnsanlar günlük hayatta sürekli gürültüye maruz kalmaktadırlar. 80 desibelden yukarısı kulağa ciddi şekilde zarar verdiği uzman doktorlar tarafından açıklanmıştır. Fısıldama 30 desibel, konumsa 60 desibel, trafik 80 desibel, walkman ve cep telefonu ses çıkışları 60 ila 120 olduğu biliniyor. Gördüğünüz gibi walkmanlar kulağa ciddi anlamda zararlar vermektedir. Müzik dinlerken müziğin sesini dışarıya verip, duyacağımız şekilde dinlememiz tavsiye edilmektedir. Aşırı yüksek ses sağlımız açısından zararlı olabilir. Bu yüzden sağlımıza dikkat edelim. Sağlıklı günler....
zaman:
17:12
Gönderen
Patronn HaLiL

Türkiyede Internet sitelerine yapilan yasaklamalarin ardi arkasi kesilmiyor. Youtube kapatildi simdide googlenin bir alt sitesi olan google sites sikayet üzerine mahkeme karariyla kapatildi. Googlenin ana sayfasiada yakinda yasaklanirsa hiç sasmayin.
"Denizli 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 24/06/2009 tarih ve 2009/392 nolu KORUMA TEDBİRİ kapsamında bu internet sitesi (sites.google.com) hakkında verdiği karar Telekominikasyon İletişim Başkanlığı'nca uygulanmaktadır."
zaman:
17:01
Gönderen
Patronn HaLiL

Çok hizli bir şekilde yükselen arama motoru bing, bildiğimiz gibi microsoft a aittir. Bing arama motorunda yetiskinlere özel içeriklerin arama sonuçlarında göstermek isemiyor fakat dengeyi de nasıl tuturacagini bilemiyordu. Fakat buna da çozum bulan bing, bunu ülkelere göre sınırlama koyarak çözdü. Fakat bunu tam anlamayla çözmek için ise yetsikinlere özel içeriklerin Explicit Bing (henuz açilmadi)üzerinden verecek. aha çok yeni olmasına rağmen gerçekten herkesin ilgi odağı oldu. bakalım gelecek günlerde bing ne gibi ataklar yapacak.
26 Haziran 2009 Cuma
zaman:
17:34
Gönderen
Patronn HaLiL

Günler, aylar, yıllar çok çabuk geçiyor demi. Son zamanlarda fark ettim de, zaman sanki daha hızlı akıyor. Günlerimin çoğunu bilgisayar başında internette geçirdiğimden zaman hızlı geçiyor da olabilir tabii ki. E haliyle zaman geçtikçe bizler de yaslanıyoruz. Zamanı durdurma gibi bir imkânımız yok. Bazılarımız ölümden, yaslanmaktan çok korkarlar. Ama ne yazık ki hepimiz bir gün yaslanacağız. Allah (c.c) bizlere sağlıklı ömürler versin. Sağlıksız olacaksak, fazla yasamamızın da önemi yoktur herhalde. Yaslanmak ve başkasının eline bakmak gerçekten çok kotu. Yaşlı insanlarla dalga geçenleri gördüğümde, bunu eğlenmek için mi yapıyorlar yoksa kendilerinin de bir gün onlar gibi yaşlanacaklarını bilmiyorlar mı anlamadım. Hem dalga geçmek ne kadar doğru bir şeydir ki? Biz Türk milletiyiz. Atalarımıza, büyüklerimize saygılıyız. Ama yeni nesil bizim bu vatani atalarımıza borçlu olduğumuzu bilmiyorlar maalesef. Yaşlı diye küçük görmek yerine, yaşlılara yardımcı olmalı ve onlara ilgi göstermeliyiz.
25 Haziran 2009 Perşembe
zaman:
12:53
Gönderen
Patronn HaLiL

Küs olmak sizce nasıl bir şey? Eminim ki sizde arkadaşınıza, bazen ailenize, belki bazen hayata bile küs olmuşsunuzdur. Belki çok önemli nedenler beklide çok önemsiz, ama bence hiçbir şey değmez böyle nedenlerden küs kalmaya. Bazen durup dururken küs oluruz. Bazen en küçük şeyleri üzerimize alınırız, peki sebep? Koca bir hiç. Bence küsmeden önce iyi bir düşünmek gerek. Bir küsüp bir barışmak olmaz. Oyuncak haline gelebilir. Bazen insan çok bunalır ve kendine küser sonra hayata daha sonra insanlara. Böyle bir insan ne eğlenmeyi, ne sevmeyi, ne de sevilmeyi bilir. Küsmek bazen oyuncak haline gelir, çocuk gibi olur insan. Küs olunca bazen insanlar başkalarının değerini anlıyor ki buda bir gerçek. Bazen küs olduğunda karsındaki yaptığı hatayı anlıyor ve özür diliyor. O hatayı tekrarlamamak için elinden geleni yapıyor. Dinimizde bile bir Müslüman in Müslüman kardeşine 3 günden fazla dargın durması günahtır. O yüzden küsmemek, ayrıca küslük olsa bile af edici taraf veya özür dileyen taraf siz olursanız bu sizin için daha iyi olur ve daha çok sevilirsiniz.
24 Haziran 2009 Çarşamba
zaman:
12:02
Gönderen
Patronn HaLiL

Bu gün teknoloji o kadar ilerledi ki arkadaşlar, aradığımız her şeyi artik her yer e bulabiliyoruz. En ufaksan büyüğe kadar teknoloji aletlerini mağazalarda, internette ve hatta Pazarlarda bile görebiliriz. Örneğin ufak bir cep telefonu. Pazarda hiç cep telefonu gören olmadı mi ? Ama bazen de görüyoruz ki bu ufak tefek teknoloji mucizesi aletler bazen bize ufak bir servet mal olabiliyor. Yüksek miktarlar ödeyeceğiniz ürünlerde çok şey arasında karasız kalırsınız. Kimisinin fiyatı yüksek kimisinin özelliği çok gibi. İste bu gibi durumlarda alacağınız ürünün haberini takip etmektir. Birçok teknoloji haberleri sunan sitelerimiz vardır. Alacağınız ürün hakkında iyi bir bilgiye sahip olmak istiyorsanız eğer, teknoloji haberlerini takip etmeniz gerekmektedir. Çünkü teknoloji haberler bizlerin alış veriş hakkında daha iyi kararlar almamızı sağlamaktadır. Internet de araştırma yapabileceğiniz bir çok teknoloji haberleri sitesi mevcuttur. Bazıları büyük çapla, bazıları ise ufak çaplıdır. Örneğin CNET büyük bir teknoloji sitesidir. Fakat bu büyük sitelerde dünyadaki tüm teknoloji ürünleri ele alındığından her türlü ürün vardır ve konular çok dağınıktır. Ama diğer yandan ufak çaplı araştırmacılar, genelde kendileri kullanıp ve denedikleri ürünler hakkında isinin ehli tarafından yazılmaktadır. Bu yüzden araştırırken ilk önce satın alacağınız ürün ile ilgili siteyi bulup o şekilde incelemenize devam edebilirsiniz. Teknolojiye para yatırmak kimisi için bir zevk, kimisi için aptallıktır. Yeni çıkan bir ürün az özelliği olsa bile çok pahalıdır. Bu durumda, paranızı korumak istiyorsanız sabırlı olacaksınız. Eğer sabırlı olursanız, hem o urun hakkında yeterince araştırma yapma imkânınız olur hem de ürünün fiyatı daha da düşecektir.
zaman:
10:01
Gönderen
Patronn HaLiL

İşte geldi çattı yaz mevsimi. Yılın en sıcak, en hoş mevsimidir bu mevsim. Günesin verdiği enerji bizler daha da pozitif yapıyor değil mi? örgenciler için okulun bittiği an, çalışanlar içinse islerin biraz olsun kesildiği zamandır. Yazın deniz kenarında bir otelde sabah aksam kum, güneş görmek ve denize girmek hepimizin beklentileridir. Fakat yazın aşırı sıcaklarından çocuklarımızı korumamız gerekmektedir. Saat 11.00 ile 16.00 arası, güneş ışınlarının dik açıyla geldiği vakittir. Bu yüzden çocuklarımızı mümkün olduğunca bu güneş ışınlarından korumamız gerekmektedir. Eğer çocuğunuz güneşte yanmış ise ilk önce çocuğunuza soğuk su ile duş aldırın. Yanık bölgesine güneş kremi uygulamak faydalı olacaktır. Temiz olmayan, tarihi geçmiş ürünler ve bozuk gıdalardan çocuklarımızı uzak tutmalıyız. Zira yazın bağırsak enfeksiyonu ve besin zehirlenmesi çocuklarımız için risklidir. Çocuklar yemek yemeden öne mutlaka ellerini yıkayıp öyle otursunlar masaya. Kirli ellerle yemek yemeleri de çocuklarımız ve bizler için de çok risklidir. Mikrop kapma olasılığımız çok yüksektir. Aksama kadar, gün boyunca çocuklarımız dışarıda oynayıp, bin bir türlü mikroba bulaşıyorlar. O yüzden daima dikkatli olmalıyız bu hususlarda. Eğer çocuğunuz bağırsak enfeksiyonuna veyahut besin zehirlenmesine yakalandıysa çocuğunuza bol bol sıvı verilmeli ve ishal diyeti uygulanmalıdır. Eğer kusma ve ishal şiddetliyse hemen vakit kaybetmeden en yakin sağlık ocağına başvurulmalıdır. Sağlıklı günler dilerim.
zaman:
09:08
Gönderen
Patronn HaLiL

Günümüzde çalışmanın önemi gerçekten büyüktür. Okula devam etmeyip de hayata atılan gençler, kendilerini çalışma mecburiyetinde hissedirler. Hem ne zamana kadar ailemizle yasayabiliriz ki? Kendi hayatimizi kurmak, kendi ailemizi kurmamız gerekmektedir. Bunun içinde çalışma mecburiyetindeyiz. Türk milleti çalışkanlığıyla bilinir. Avrupa’da ki çalışan isçilerimize yabancılar hep « Türkler çalışkanlar » derler. Gerçekten de diğer milletlere göre daha çok çalışkan bir milletiz. Ama erken yasta çalışmaya başlamak ne kadar doğrudur bilmem. Tam okul çağındaki gençler, okulu bırakıp çalışsın diye, bir ustanın yanına veriliyor. Bu gerçekten de yanlıştır. Her ne kadar okumak istemez ise de o çocuk, yinede okuyabildiği kadar okuması lazımdır. Çünkü okul insana derslerden başka şeyler de öğretiyor. Örneğin arkadaşlık kurmayı, hayati, gerçekleri vs. Bu yönden küçük çocuklara çalıştırmak yerine okumalarını teşvik etmeliyiz. Bazı bilinçli ailelerimiz, ben okuyamadım evladım okusun diyor. Gerçekten de güzel bir şey bu. Ama bazı aileler de madem okumak istemiyorsun çalışacaksın diyor. 18 yaşına Kadar okuyabildiği kadar okusun çocuklarımız. 18 yaşından sonra baktınız okumuyor, orada burada geziyor, o zaman verin bir ise çalışsın. Çalışsın ki, hayat örgensin. Kendi ailesini kursun, kendi yaşamını sürdürsün. Çalışma hayati bazılar için sıkıcı, bazıları için de eğlenceli gelebilir. Çünkü sonuçta para kazanıyor çalıştıkça. Paranın yüzü tatlıdır. Kim istemez para kazanmamayı. Bu yüzden çalışmayı sevenlerde vardır sevmeyenlerde. Hele ki yaptığı isi seven varsa, o isi daha iyi yapar. Ama yaptığı isi sevmeyen birisi olursa, hep isi bastan sağma yapar. Burada önemli olan eğer çalışıyorsak, aldığımız paranın hakkini vererek çalışmamız gerek. Bastan sağma yapılan isin hiç kimseye faydası yoktur. Hayırlı isler herkese… :)
23 Haziran 2009 Salı
zaman:
09:14
Gönderen
Patronn HaLiL
Canımızdan çok sevdiğimiz babalarımız… Bizler için neleri göze alan babalarımız. Bazen tartışsak da, bazen onların sözleri ve nasihatleri hoşumuza gitmemede bizler için uğraştıklarını biliriz. Kimilerin babası öğretmen, polis, avukat, insaatçi veya issizdir. Kimileri yerleri mevkileri iyidir, kimiler ise sıkıntısız günleri geçmez. En çokta inşaatta ve başkaların emirleri altında çalışanlar daha fazla sıkıntı çeker. Onlar o yorgunlukla gelirken bide bizim kaprisimizi çekerler. Bazen eve gelirken o yorgun argın hallerini kapının arkasında bırakırlar ve içeri neşeyle ve sanki bütün gün o çalışmamış gibi yeniden doğmuş gibi girerler sırf çocuklarıyla zaman geçirmek ve onları üzmemek için. Günlerinin nasıl geçtiğini sorsanız güzeldi derler yaptıkları zor isleri sanki onlar yapmamış gibi. Ve biz… Bunları düşünmeyiz hep ihtiyaçları tek tek sıralarız, hep hayattan şikâyet ederiz. Bir gün babalarımızın islerini sadece bir gün yapsak yorgunluklarımızı belli ederiz, biz şikâyet ederiz her şeyden. Onlarin bir tek günleri var BABALAR GÜNÜ. O gün onları o kadar şımartalım ki sanki bir çocuk gibi. Ne derslerse, ne isterlerse yapalım. Onlar için güzel giyinip gülümseyerek IYIKI VARSIN BABACIGIM, BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN deyip ellerini öpelim. Hatta imkânımız varsa onlara küçükle olsa bir hediye alalım. Diyelim aklımıza bir hediye gelmedi Hz. Peygamberimizi ifade eden bir gül alalım ve gülümseyerek verelim. İnanın o gül onlar için unutulmaz hediye veya bir BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN sözü, o içten gelen tebessümle o kadar unutulmaz bir armağan olur. Onları üzmeyelim ve başımızın üstünde yerleri olduğunu unutturmayalım. Teşekkürler…
zaman:
09:12
Gönderen
Patronn HaLiL
Size göre tanımadıklarımız yabancımıdır? Bence hayır sonuçta onlar da Türk ve onlar da insan. Bence Fransız Almanı İngilizci yabancı dillere sahip olsa da bazen bizim Türk arkadaşlardan da yakin olabiliyor. Yani insan her yerde insan, Arkadas her zaman arkadaştır. Dil, din, irk, kültür ayrılıkları bizleri onlara karşı düşman yapmasın. Örneğin; bazen evimize yabancı biri gelir misafirliğe, tanismiyoruz ya yabancılarız. Ama onunla sanki 40 yıllık dost gibi olsak nasıl iyi anlaşırız değil mi? Bide su konu beni çok üzüyor, avrupada yasayanlar çok iyi bilirler, derlerki türkün Türk’ten başka dostu yoktur. Bu bence çok yanlış bir düşünce. Evet, tabii ki Türk Türk’le iyi anlaşsa ne mutlu ama yabancılarda bazen Türkler kadar samimi ve arkadaş canlısı olabiliyor. Biraz onları tanımaya çalışsak inanın onların bizden ve bizim onlardan öğreneceğimiz çok şeyler var. Bazen yabancılarla konuşurken muhabbete insan öyle kaptırıyor ki dersin kırk yıllık arkadaş ve sanki ayni dili konuşur gibi rahat ve hoş bir sohbet kurabiliyorsunuz… Tabi isterseniz…
Türkün yaptığını bazen yabancı yapmıyor. Arkadaşı’nı seçmekte çok önemli bir olay. Ben çok insan gördüm birbirinin arkasından konuşan ve yüzüne gülüp ardından ne isler çeviren. Bazen diyorum da su yabancılar bile bu kadarını yapmıyor. Benim maksadım Türkleri kötülemek değil sadece insanların ülke, dil, irk ve dinlerine göre ayırmayalım. Onlarda bizlerle arkadaşlık kursunlar ki bizlerden ve Türk geleneklerinden bir şeyler örgensinler. Belki onlarda Türkler sayesinde Müslüman olur ve bizde dünyaya bir Müslüman bile kazandırmış oluruz. Bu hususlara dikkat edelim ve yabancıları kendimizden uzaklaştır mayalım. Umarım bu yazılarımın sizlere bir faydası dokunur.
zaman:
09:07
Gönderen
Patronn HaLiL

Yapılışı: (Malzemeler assagidadir)
Önce kekimize yumurtamızı ve sekerimizi çırpıp sonra 2 çorba kaşığı sütü ve kakaoyu ekleyip güzel bir şekilde çırpalım. Unu koyalım ve güzelce bir daha çırpalım. Kabartma tozumuzu koyup tekrar çırpalım. Sonrasında yağladığımız tepsiye boşaltalım. Kekimize dikkatlice özen gösterelim yanmamasına dikkat edelim. Piştikten sonra soğumaya bırakırken bu sırada sosumuzu yapalım böylelikle zamandan tasarruf ederiz. Sosumuz içinse bir küçük tenceremize bütün sos malzemelerimizi birleştirip kaynayana kadar karıştırın. Kaynadıktan sonra 2dk daha kaynatın. Sonra sosumuzu soğumaya bırakalım. Kekimiz biraz
Malzemeler:
Kekimiz için:
4 yumurta
3 fincan seker
3 fincan un
1.5 çorba kaşığı kakao
2 çorba kaşığı süt
1 paket kabartma tozu
2 su bardağı süt
Kreması için:
1 su bardağı süt
1 paket kremşanti
Sosu için:
1 su bardağı süt
1 su bardağı su
1 çorba kaşığı kakao
1 çorba kaşığı un.
22 Haziran 2009 Pazartesi
zaman:
10:27
Gönderen
Patronn HaLiL

Yaz geldi, e haliyle mangalları çıkardık artik. Mangal keyfi biz Türklerin vaz geçilmezi haline geldi, arkadaşlarımızla akrabalarımızla ve ailemizle mangala yapmayı severiz. Ama dikkat edilmesi gereken hususlardan biriside, mangal kömüründen çıkan nitrik ve nitrat asitleri yüzünden yanmış yağlardan ortaya çıkan kanserojen maddeler, hayatimizi kâbusa çevirebilir. Unutmayalım ki kanserojen maddeler ve yiyeceklere dikkat etmezsek, kansere yakalanmamamız an meselesi olabilir. Tabir birde yazın zararlı güneş ışıklarına da dikkat etmeliyiz. Güneş ışınlarından korunmasak kansere yakalanma riski daha yüksektir. Yapılan araştırmalar sonucu, dünyadaki kansere yakalanma riski git gide artıyor. Fakat bunların yüzde 50 sinin önlenebileceği söyleniyor. Kanseri tetikleyen ürünlerin başında tütün geliyor ve, zararlı ışınlar, stres, dengesiz beslenme ve bazı virüslerle devam ediyor. Sigara ve tütünden uzak kalarak kansere yakalanan 60 bin kişiden 20 bin kişi kurtulabilir. Sportif aktivite yapanlar, dengeli beslenenler kanserden biraz olsun daha uzaktırlar. Beslenmemizde yağlı yiyeceklerden de uzak durmalıyız, çünkü yağlı yiyeceklerinde kansere etkisi vardır. Yaz aylarinda cilt kanseri riski olduğundan, saat 11.00 ile 15.00 arası güneş ışınlarının dik açıyla geldiği vakitler, mecbur kalınmadığında, dışarı çıkılmamalı veya güneşten korunma lirdir. Ayniyetten yaz aylarında su tüketimi çok önemlidir. Su tüketimi, vücuttaki yağları emdiğinden, kansere neden olan yağlardan da kurtulmuş oluruz. Ancak vücuttaki tuz kaybını önlemek için arada ayran içmeyi tercih edebiliriz.
zaman:
10:20
Gönderen
Patronn HaLiL

Ülkemizde basta olmak üzere ve tüm dünyada insanlar çocuk sahibi olabilmek için çok para harcıyorlar ve zorlu tedavi yöntemleri uygulanıyor. Erkekteki kısırlığın nedenlerini soracak olursanız, günümüzdeki hava kirliliği, stres, yorgunluk, dar pantolon giymek, bütün bunlar erkekteki sperm sayısını azaltan faktörlerdir. Bunları önlemek içinse dar giyesi giymemeli, sıcaklığa aşırı duyarlı olan penisi aşırı sıcaktan korumalı ve iklime dikkat edilmelidir. Yorucu günlerden sonra dinlenmeye de özen göstermemiz lazım, unutmayinki yorgunluk insani gergin yapar ve bunlar sperm sayısının azalmasında gözetilen önemli faktörlerdir. Kısırlıktan korunmanın diğer bir yolu ise de berelenmemize dikkat etmemizdir. Et ve hububat yemeye özen göstermemiz gerekmektedir. Arada spor yapmak kendimizi dinç hissettireceğinden dolayı, sporda kısırlıkta ufakta olsa bir ayrıntıdır. Alkol ve sigara kısırlığı tetikleyen en önemli maddelerdir. Kesinlikle uzak durmak gerekmektedir. Kimse kısır olmak istemez, bunun için yazdıklarımıza dikkat edelim ki basımıza da gelmesin.
21 Haziran 2009 Pazar
zaman:
14:59
Gönderen
Patronn HaLiL

E-Devlette asil olan amaç harcamaları en asgariye indirmektir. Örneğin posta ücretleri, kalem, kagit, mürekkep türü harcamaları en aza indirmektir e-devletteki asil amaç. Faturalarımız ve diğer kâğıt üzerinde geçen işlemlerimizi, internet aracılığıyla yaparsak hem e-devletteki asil amaca katkıda bulunmuş oluruz hem de internetin diğer yararlı yönlerinden de faydalanmış oluruz. Mesela internetten alacağımız bir fatura, gönderildiği an anında bize ulaşabilmektedir. Oysa mektupla yollandığında en az 2 – 3 is günü içerisinde bize ulaşabilmektedir. Internet teknolojisini kullanarak, devlet kapısını, devlet portalina dönüştürebiliriz.
E-Devletin yararlarını sıralayacak olursak;
- Kamu islerinde karar verme sürecini hızlandırmak.
- Devlet islerinin hızlanması ve hızlanmasına katkıda bulunmak
- Diğer kamu ve kamu kuruluşları arasındaki diyalogu kurmak ve sağlamak.
- Devletin şeffaflaştırılması.
Peki E-devlet gerçekleştirilirse bizlere ne gibi katkıları ve yararları olur ?
- Vatandaşlar kamu ile ilgili islemelerini en kısa süre de yapacağından dolayı hem kamuya olan güveni artar hem de zaman kazanmış olur.
- E-devlette yapacağımız işlemler karşısında yapılan harcamalar diğer türlü yapılanlara göre Maliyeti düşürür ve verimliliği artırır.
- E-devlette yapılan işlemler bire bir kendimiz yaptığımızdan dolayı, insan yanlışları en asgariye iner.
- Kara kılma sürecisini kısaltır ve hem kamu için hem de biz insanlar için zaman kazandırır.
E-devlet kısaca bu şekildedir arkadaşlar, amaçları bizlere uygun, islerimizi kolaylaştırmak ve insanlara olan güveni artırmak için bir yol olarak gösterilebilir e-devlet.
zaman:
07:57
Gönderen
Patronn HaLiL

Aile Planlaması demek aile düzenini sağlamak ve yeterli sayıda çocuk sahibi olmaktır. Çocuk sahibi olmayı kısıtlamak değil de, sağlıklı bir şekilde ve bakabileceğiniz bir şekilde çocuk sahibi olmamıza yarar bu aile planlaması. Çocuk yapmada aileler kendi isteklerine göre davranabilirler. Ailedeki kişi sayısını sınırlandırmaya gerek yoktur. Aileler düşünüp taşınarak istedikleri kadar çocuk sahibi olabilirler. Yeter ki doğru karar verilebilsin. Aile planlaması ailelere ekonomik yönden ne kadar çocuk yapıp yapmamaları hakkında yardımcı olur, eslerin gerçekten çocuk sahibi olmak istediklerini veya istemediklerini açığa çıkarmada yardımcı olur. Bütün bunların önünde de annenin sağlıklı olup olmadığı konusun u da göz önünde bulunurdur. Çok sik aralıklarla gebe kalan annelerin çocuklarında hep bir rahatsızlık görülmektedir. Her yıl yârim milyondan fazla kadın bu tür sik yapılan doğumlar sonrası ölmekte ve ardında 1 milyon annesiz çocuk bırakmakta. İşte aile planlamasıyla bu ölümlerin önüne geçilebilir. En az iki yıl ara ile doğan çocuklar, sik aralıklarla doğan çocuklara göre hem fiziksel hem de zekâsal olarak daha iyi gelişebilmektedir. Bu nedenle aile planlamasına uyularak hem kendi sağlığımızı hem de doğacak çocuğumuzun sağlığını düşünmek zorundayız.
20 Haziran 2009 Cumartesi
zaman:
12:34
Gönderen
Patronn HaLiL
Türkiye de birçok arkadaşlık sitesi ve sohbet siteleri vardır. Peki, diğer ülkeler de de var bu diyebilirsiniz. Ben Fransa da yaşıyorum, az da olsa karıştırdım kurcaladım bunların internet hayatlarını vs. fakat adamların illegal veya bu tür arkadaşlık ve sohbet siteleriyle çok fazla ilgilenmiyorlar. ama biz Türkler, acaba nasıl bir kadın ayarlayabilirim, nasıl bir kız msn adresi bulabilirim, nasıl siteden bir hatun ayarlayabilirim gibi düşüncelere kapılıyoruz. Sözüm sadece erkeklere değil, maalesef bu durum kızlar için de geçerli (her ne kadar Kialarda fazla belli olmasa da). Ne den bu Chat türü şeylere meraklıyız ki bu kadar? yabancı insanlarla konuşmak ne kadar iyi bir şey olabilir ki ? Tamam yeni insanlar tanıyarak tecrübe edine biliriz ama neden chatte tanışıyoruz da başka bir yerde değil ? Örneğin bir faaliyet'e katıldığımızda bir sürü arkadaşımız olur, yeni insanlar taniriz. Yüz yüze konuştuğumuz bir insana mı daha iyi güvenebiliriz yoksa chatte tanıştığımız bir insanla mı ? Ben ce Yüz yüze tanışıp konuştuğumuzda, az çok insanin yüz ifadesinden bir şeyler belirlenebiliyor. Fakat Chat ortamında bu yok (her ne kadar cam olsa da yetmez bu durumlarda). Ha birde bu Chat olayında birbirine aşık olanlar var, chatten aşık olunmaz demiyorum yanlış anlaşılmasın, ask gerçekten güzel bir şey. Fakat birbirini görmeden, sadece fotoğrafta görerek birbirine aşık olan çok insan gördüm. Aslında bu ask mıdır? Bana kalırsa ask değil... Fotoğrafta gördüğümüz birini sadece beğeniriz. Bazılarımız küçük yasta bu chatle tanıştıkları için, daha duygulari taze iken chatte tanistigi bir erkekle veya kıza hemen aşık olabiliyor. velhasıl fazla chate takılmayın :D yapacak onca şey dururken boşuna zamanınızı öldürmeyin, bakin bana, sizlere içimi boşaltıyorum, bence chatte yabancı birileriyle konuşmaktan daha iyidir.
zaman:
12:17
Gönderen
Patronn HaLiL
Facebook u ilk arkadaslardan duydum, sen de üye ol çok güze bir sey derlerdi. ben ilk bata zannettim ki önen gelen herkezin açtigi arkadaslik sitesi gibi birsey. ben de sevmem o tip arkadaslik sitelerini, fakat bir gün bi arkadasin zoruyla girdim ve üye oldum. Ilkt etapta hiç bir sey anlamamistim. ama araamlarda bi baktim msn imde kayitli olan herkez facebookda da var. akrabalari arattim, dayilarim , amcalarim, abim, enistem hepsi facebokda kayitli ve profilleri var. Hem herkezin duvarindaki videolari ve yazilari okuyabiliyorsun fln derken epey alismitim facebook a artik her ün giriyordum. Gerçekten çok güzel hazirlanmis bir site. Ben genelde sevdigim ve begendigim sitelerin sahiplerini arastirirm, kimdi nedir necidir kaç yasindadir diye. Faceboku'un kurucusu da Mark Zuckerberg'dur. Genç yasina ragmen basarili bir programcidir. Mark Zuckerberg çalisma ortaminda normal kiyafetler ve terliklerle çalisan Mark Zuckerberg, katildigi programlarada ayni sekilde katiliyor. Assagidaki resimde gördügünüz gibi :)

Geçtigimiz günlerde de facebook'un %1.6'si Microsofta 240 milyon dolara satildi.
zaman:
04:43
Gönderen
Patronn HaLiL
Sizce hayat nedir? Hayat bazıları için sadece yasamdan ibarettir… Ama öyle değil. Bakin söylerken bile nasıl kolay “Hayat” iki hece ama o iki hece bizler için nasıl da önemli. İnsanlar hayati öylesine yasıyorlar, ne ALLAH korkusu ne de gelecek endişesi. Bizler doğup büyüyor ve ölüyoruz hayat bu diyorlar… Sizce öylemi? Ben katılmıyorum. Bence Hayat ALLAH (c.c) in verdiği her nimet için şükür etme imkânıdır. Hayat; saygı, acı, hüzün, mutluluk, keder, dost, aile, arkadaş… Yani aklınıza gelebilecek her şey. Hayat ne garip şey değil mi? , insanı anlık olaylara sürüklüyor, bu yüzden her şeyi doyasıya yasamak gerek ama abartmamak koşuluyla :) Hayat o kadar kısa ki kimseyi üzmeye değmez, eğer küs olduğunuz birileri varsa ölüm size gelmeden barisin üç kuruşluk dünya için küçük sebeplerden dolayı dargın olmaya değmez. Umarım bu yazdıklarımın küçük de olsa bir etkisi vardır.
zaman:
04:39
Gönderen
Patronn HaLiL

Şundan eminim ki çoğumuz cep telefonuna sahibiyiz. Belki su an herkesin cebinde telefonu vardır değil mi? Cep telefonu gerçekten önemli bir ihtiyaç ama günümüz gençleri kendilerini o kadar çok kaptırmış ki sanki cep telefonu olmayanın diğerlerinden eksik bir yanI varmış gibi sayıyorlar. Bizler o kadar meraklısı olduk ki su an nerdeyse 9 veya 10 yasındaki çocuğun bile telefonu var. Bazı anne babalar çocuğumuzdan haberimiz olsun, iyimi? Kötümü? Diye haberimiz olsun, her aradığımızda ne yaptığını bilelim diyerek belki iyi bir düşünceyle küçük çocuklara cep telefonu alıyorlar. Dolayısıyla herkes cep telefonuna alışıyor. Ama bu gerçekten yanlış bir kavram. Küçük çocuk cep telefonuna alışınca telefonuyla ilgileniyor, dersleri bos veriyor ve artik cep telefonu modasına uymak istiyor. En yeni telefonları, en lüks ve en çok fonksiyonluları istiyor. Türk toplumunda aileler çocuklarını düşündükleri için çabalasa da gençlerimiz bunları kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlar. Kendi isteklerinin olmasını istiyorlar ve ailede problemler çıkıyor. Lütfen cep telefonu konusuna daha duyarlı olalım, küçük çocukların eline oyuncak verir gibi telefon vermeyelim. Yasları 17 ve 18 olan çocuklar büyüdükleri ve kendileri iyiyi kötüyü daha iyi anlayabildikleri için cep telefonları ancak o yaslarda daha kullanışlı olur. Lütfen sizde duyarlı olun. Teşekkürler…
zaman:
02:41
Gönderen
Patronn HaLiL
Bu yazımda da sizlere tecrübe hakkındaki bilgilerimi anlatmak istiyorum. Dogdukdan sonra aslında tecrübe edinmeye başlarız. aile içinde ilk tecrübelerimizi edinir aslında, sonra arkadas çevresi de var tabi, iyi arkadaş, kötü arkadaş derken bir sürü tecrübe ediniriz kendimize. Genelde tecrübeleri kolay edinemeyiz. Hep bir zorluk sonucu veya sikinti sonrası tecrübe ediniriz. Örneğin, issiz kaldik, esimiz, çocuklarımız, ailemiz aç kaldir ve parasisiz. Paramız olmayınca paranın kıymetini daha da iyi anlayabiliriz. Bu da parayı tasarruflu kullanmamız için bize bir tecrübe olur. ama gördüğünüz gibi hep bir sikinti sonucu tecrübe ediniriz. Hiç bir zorluk görmemiş ve hayatin zorluklarından geçmemiş, para sinitsi görmemiş, hep zengin hayati yaşamış insanların diger insanlara göre, yani anadoluda yasayan, ekmegini tastan çıkaran, para sikintisi gören insanlar kadar tecrübeleri yoktur açıkçası. Sadece para ile sinirli deildir tabikide tecrübe. Bir diger örnekle açıklamak gerekirse, zengin bir is adamın, ilk defa tanıdığı bir şirketle veya şahısla bir is yapıyor. tanımadığı halde güveniyor (çoğumuz yapıyoruz) ama o sahis zengin adamı uygun bir açığını yakalyip dolandırabiliyor maalesef. İste bu şekilde o zengin is adami da terübe kazandı. Kazandığı tecrübe: Bir daha tanımadığım insanlar güvenmeyeceğim, is yapmadan önce tanıyacağım ve isimi saglama alacağım. Tecrübe deyince de aklima hep su denklem gelir "Tecrübe = Yedigin Kazıkların Toplamı". Maalesef bu doğru arkadaşlar :) insan kazık yiye yiye tecrübe kazanıyor.
zaman:
02:32
Gönderen
Patronn HaLiL

Artık Neredeyse herkesin bir blogu veya bir sitesiz var. Sitelerimize hit çekmek için kimimiz seo yöntemlerini deniyoruz kimimiz durmadan konu kasıyoruz. Fakat en iyi yol tabikide özgün içerik + SEO. Sitenizi google'in ne zaman indexlendigini, en son sitenize ne zaman geldiğini, sitenizde son 24 saatte, son bir haftada, son 1 ayda ve son bir sende ne kadar sayfa indexledigini öğrenmek için Buraya Tiklayin.
19 Haziran 2009 Cuma
zaman:
12:23
Gönderen
Patronn HaLiL
Çoğumuz 11 yasina gelene kadar okumak gibi aklımızda bir düşünce olmaz, aklimiz oyunda olur hep. ama bu çocuk yaşıtları oyun oynarken çoktan üniversiteyi bitirmişti bile. 3 yaşında okumayı söken bu çocuk, kendinden 15 yas büyükler le üniversiteye giderken, üniversiteyi en yüksek not olan 4 derecesiyle bitirdi. En büyük hayali sinema oyunculugu olan bu çocuk, uzak dogu dövüş sanatlarında da bir sürü madalyası var. Herkese örnek bir çocuk. Okulda basarili olmanın yollarıyla ilgili bir kitap yazıyor simdi, satin alip okumak lazim (Tabi ingilizce biliyorsanız)
zaman:
12:15
Gönderen
Patronn HaLiL
Iste sonunda bunu da yaptilar. Katarin baskenti Doha da insaa edilen yer alti stadyumu 2010 yilinda bitmesi planlaniyor. Simdiden lakabini "Lap Top" olarak almis bile. çok özel bir isiklandirmaya ve klima sistemine sahip olan stadyum, 2018 yilinda dünya kupasinda sans isteyecegi söyleniyor.
zaman:
11:54
Gönderen
Patronn HaLiL
Assagidaki resme ilk baktiginiz da Sagda sakin bir yüz ifadesi, soldakine baktiginizda ise kizgin bir yüz ifadesi var normalde. Simdi yerinizden kalkip iki üç metre geriye gidin ve resme birdaha bakin bakalim ne göreceksiniz. Iste bazen hersey göründügü gibi olmayabiliyor :)

zaman:
11:02
Gönderen
Patronn HaLiL
İnternette artık bulamayacağımız birey yok sanirim. her turlu bilgi internet ortamına aktarılmış durumda. bu bizler için gerçekten çok iyi. Bununla beraber herkes kendi fikirleri için ayrı birer site veya blog kurmaktadırlar.Herkes bir şekilde kendi sitesinin reklamını yapıyor. bunun bir yöntemi ise sitenizi bir toplist'e eklemektir. sitenizi herhangi bir topliste eklediğiniz zaman sitenizin reklamını yapmış olursunuz ve sitenizin hitine hit katar. Ama dikkat edeceğimiz konu ve benim de değinmek istediğim konu; sitelerinizi gerçekten iyi bir topliste eklemenizdir. ortalikda çöp siteler gerçekten çoğaldı. bununla beraber bir sürü de toplist var. toplist scriptini bulan hemen kuruyor. İste bu yüzden toplist konusunda da dikkatli olalım.
zaman:
10:07
Gönderen
Patronn HaLiL
Sigaranin bildiginiz üzre hem kendimize hemde çevremizdekilere zarari vardir , ayrica büyükler bir yana bebekler ve büyüme çagindaki çocuklarimiza da zararlari çoktur . Sagligimizi büyük yönde tehdit eden sigara gençlerimizi zehirlemekte içenlere kötü ve sagliksiz bir gelecege baglamaktan baska bir nedene yol açmaz . Birçok ülkede küçük yaslarda baslayan çocuklarimiz ilerisini düsünmeden sigaraya baglaniyor .
zaman:
10:03
Gönderen
Patronn HaLiL
Televizyon kullanmayi bilenler için yararli bilmeyenler içinsede zararlidir. Bazen aileler kendini o kadar kaptirirki gözleri birsey görmez olur . O gün içinde yapacaklari bütün isleri unuturlar veya o isleri tam yerine getirmezler. Ev hanimlari zaman geçmesi için seyrederler . Bazen çocuklariyla ilgilenemezler ve onlari telkevizyon önüne koyup baslarindan atarlar. Bu bi toplumun yok olmasina sebep olan bir durum haline gelebilir . Televizyon izlerken kendimizi o kadar çok kaptiririzki çevremizdekileri bazen duymayiz ve böylelikle ne sohbet kalir aile arasinda ne de muhabbet. Siz siz olun televizyonla vakit kaybedenlerden olmayin .
Televizyonun yararlari : Bildiginiz üzere televizyonun yararlari ve zararlari vardir gelin biraz yararlarindan bahsedelim . Televizyon araciligiyla gündemdeki haberleri , para durumlarini , türkiyemiz için önemli olan maçlari ögreniriz . Böylelikle herseyden haberimiz olur ve toplum haberlerinden habersiz kalmayiz. Para durumlari , güncel haberler genelde babalarimizi ilgilendirir . Hanimlar daha çok dizilere ve hiç bitmeyen sezon kiyafetlerini takip ederler . Gençlerimiz içinse muzik kanallari ve gençler için organize edilmis dizilere bakmayi tercih ederler . Peki o küçükler , onlarda tabikide yaslarina uygun olarak çizgi filme bakarlar . Televizyonu kendi yararimiz için kullaniyorsak ve ülkemizden böylelikle haberdar olabiliyorsak ne mutlu bize .
Televizyonun zararlari : E tabiki televizyonun zararlarida var … Bazen ailecek bakilan seylerde kimsenin sesi çikmaz , kimse kimseye soru sormaz , hiçbiri gününün nasil geçtigini anlatmaz yanii kisacasi ortada muhabbet ve sohbet olmaz . Dolayisiylada bunlar olmayinca evde ne saygi ne de sevgi kalir . Peki ya cocuklarimiz … Bazen onlari düsünmeden kendi istedigimiz proglamlari açariz bazen içinde korku ve siddet içeren filmler olur , onlarda bunlari gördüklerinde piskolojileri bozulabilir ve bu izledikleri bilinç altina yerlesebilir. Ilk olarak onlari koruyarak ve onlari düsünerek program seçmeye özen gösterelim .
Umarim hepimiz televizyonu zaman giderici bir alet olarak kullanmayiz . Televizyon kullanabilene ihtiyaç kullanamayana ise bagimlilik yapan bir aygittir.Lütfen kendimizi ve ailemizi koruyalim , ayrica küçüklerimizide düsünelim . Televizyona kendimizi kaptirmayalim.
zaman:
04:38
Gönderen
Patronn HaLiL
Bu Yazimda Paylasmanin güzelligi hakkinda bahsetmek istiyorum. Biraz önce paylasmanin güzelligi ile ilgili birsey okudum ve anlat mak istiyorum.
Her yil yapilan en iyi bugday yarismasini yine her sene kazana çiftçi kazamistir.
Bu isin sirrini sorduklarinda çiftçi demis ki; "Ben bugday tohumlarimi paylasiyorum diger komsularimla"
Sormuslar kendi tohumunuzu rakiplerinizle mi paylasiyorsunuz ? Neden böyle birseye gerek duyuyorsunuz ki ?
çiftci; rüzgar estiginde rüzgar bugdayin polenlerini tasir. Dolayisiyla komsularim kotu bugday yeistirise benim bugdayim kalitesi de dusuk olur. Kaliteli bugday yetistirmem için komsularimin da kaliteli bugday yetistirmesi gerkmektedir.
Yukardaki hikayede de gördügümüz gibi biz paylastikça mailiz ve varligimiz dah da artar ve ileriye gider. Cimri insani Allah (cc) da sevmez kul da sevmez, ama cömert insani Allah (cc) da sever kul da sever. örnegin bir ekmegin yarisini bir arkadasimizla paylastigimizda fiziksel olarak yarim ekmegimiz olur, ama Allah (cc) bize paylatigimizin iki katini verir ki o zaman 2 ekmegimiz olur.
Sende 1 Tl var Ben de de 1 Tl var, Paralarimizi degistirdik sen de de 1 Tl var ben de de Tl var.
Sende 1 bilgi var, bende 1 bilgi var, bilgilerimizi degistirdik, sen de 2 bilgi oldu ben de 2 bilgi oludu.
Iste paylasmak böyle güzel birseydir.
18 Haziran 2009 Perşembe
zaman:
13:46
Gönderen
Patronn HaLiL

Artik RapidShareyi bilmeyen yoktur sanirm. Herkez en azindan film, oyun, mp3 indirrken az çok hasir nesir olmustur rapidshare ile. Rapidshare isviçre merkezli bir dosya barindirma sitesidir. Su an piyasada birinci. Birçok rakibi var fakat rapidsharenin krallligi pek sona erecege benzemiyor, en çok rapidshareyi kullansam bile gene istersim rapidsharenin kralliginin sona ermesini. Rapidshare de download 2 türlü olabilmektedir. 1. Free download; Dosyay tikladiginiz zaman sol tarafta free download yazar, fre kullanicilar yani premium uyeligi olmayan kullanicilar buraya tiklayarak dosyalari indirebilirler. Fakat rapidshare free kullanicilara bir çok kisitlama koyuyor. En dusuk hizda indirebilme + her dosya arasinda beklemek gerekiyor. Ama premium üyeliginiz bulundugu sürece günde 5 gb dosyayi son maximum hizda indirebilirsiniz. Premium üyelik Kendi sitesinde rapidsharenin 7.00 € dur, Türkiye bayilerinde 21 Tl (Yani 1.5 kati). Fakat bende alirsaniz sade ve sadece 6$ :D Almak isteyen olursa benimle iletisime geçebilirler. Iletisim bilgilerini assagiya yazacagim. Gelelim upload'a. Free olarak istediginiz kadar upload yapabilirsiniz. Fakat free olarak yaptiginiz upLoadlar 10 indirmeden sonra silinir. Bu çok kötü bir kisitlama, fakat bedava bir collector hesabi açarak bunu onleyebilirisniz. Collector zone a yapilan uploadlar 90 gun boyunca indirlmezsse silinir. ama en azinda panelinden takip edebilirsiniz dosyalarinizi. Premium olarak da upload yaparsaniz dosyalariniz asla silinmez. Eger isteyen olursa Download'i, Uploadi, Collecto's zone hesabi açmayi resimli bir sekilde anlatabilirim.
Rapidshare premium almak için MSN & E-mail: halil@depofilm.org
zaman:
13:21
Gönderen
Patronn HaLiL

Evet arkadaslar bugün Osmanli cumhuriyetinin dvdrip'ini gördüm. Belki daha önce çikti belki de bugün çikti, çikis tarihini tam bilemiyorum. Zaten çogumuz sabirsizlikla Camrip'i çiktiginda izlemisizdir. Sizleri bilmiyorum fakat ben sahsen hiç memnun kalmadim o hevesle izledigim film, hiç de bekledigim gib ibi film deildi. Bazilari komedi filmi o kadar olur diyordu, fazla komik bisey yoktu aslinda. Filmde asil anlatilmak istene Atatürk olmasayd Osmanli bu sekilde olurdu demek için yapilmis bir film. Gerçekten de bu kadar olur mu bilmem, biraz abartilmisti sanki, Atademirer'e yakisan bir fillm deildi bence. Ata demirer nbir komedyen, neden bir komedyeni bu sekilde bi filmde oynatiyorsunuz ki ? Neyse assagida filmin beyaz perde linki var, incelersiniz. Nasil olsa izlersiniz sizlerde bu filmi
http://beyazperde.mynet.com/film/3863/arama/Osmanli-Cumhuriyeti
zaman:
12:48
Gönderen
Patronn HaLiL
Gerçekten bir çogumuza namaz kilmasi ve ibadet etmesi çok zor gelir. Nedenini dsusunurseniz, olay basit. Nefis insani namazdan, ibadetten ve iyi seylerde uzak tutmayi ister. Hiç dusundunuzmu neden nefis hep kötü seyleri yaptitirir bizlere ? çünkü nefis hep kötü seyler yapmamizi ister. Ne demis atalarimiz ? En iyi pehlivan nefsini yenen pehlivandir. Bizler de nefisimizi biraz olsun frenleye biliyorsak ne mmutlu bize. Eger ibadet etmeye baslamak istiyorsak ilk önce nefsimizi frenlemeyi ve kontrolü ele geçirmeyi bilmemiz gerekmektedir. Bunun en iyi yöntemi de kötü seylerden uzak durmaktir. Geleli namaz kilmaya, ben de önceden "namaz kilarim ama su abdest almasi olmasa" dermisim küçükken. Gerçekten çogumuzda abdest almasi zor gelir. Ama doktorlar bile tespit etmisler ki günde 5 defa abdest alan bir insanin kan dolasimi daha hizli olur. Ayrica ellerimizi kollarimiz ve ayaklarimizi yikayaraktan iman esaslarinda temizlik kuralina da uymus oluyoruz. Erkeklerin bir çogu cuma dan cumaya en azinda gitmeye çalisirlar, Cuma namazi kilanlar, siz ce abdest alip cuma namazini kildikdan sonra kendinizi biraz olsun huzurlu hisetmiyormusunuz ? Sahsen ben kendimden örnek verecek olursam, namaz kilmadigim zaman içimde bir eksiklik oluyor. Ama namazimi kildigim zaman içimde bir huzur ve rahatlik oluyor. Peki Okuldayken, çalisirken, isteyken vaktim olmuyor diyorsaniz, aksam eveg geldiginiz de kilabilirisniz. Artik namaz kilmaya da ayiracak vaktim kalmiyor demeyin, en azindan yatmadan önce bi abdest alip o gunun namazlarini kilabilirsiniz. Dinimiz kolaylik dinidir, zorlama yoktur, her isin bir kolayi vardir ve ibadeti de Allah (cc) kolylastirmitir. Allah hepimiz namaz kilan ve tövbekar kullarindan eylesin.
zaman:
12:35
Gönderen
Patronn HaLiL
Herkezin eglence anlayisi farklidir. ama bazilarimiz eglenmek için çok farkli seyler deneyip saçmaladigimiz da olmuyor deil hani. Ben bu yazimda kendi eglence anlayisimi yazacagim. Aslinda ne yazacagimi bilmesemde birazcik anlatmaya çalisacagim. Bence eglenmek için fazla fantazi aramaya gerek yok. en ufak seylerden mutlu olmaiyorsak eglenmemiz ve hayattan zevk almamiz bir hayli zor olacaktir. ilk önce ufak seylerden de mutlu olmayi biilmemiz gerek. örnegin sabah kalktigimizda güzl bir kahvalti yapip ise veya okula mutlu bir sekilde gidebilirz. Sloganimiz Alayina Isyan olsada ufak tefek seylere isyan edip, kizmanin anlami yoktur. Arkadaslarimizla güzel vakit geçridigimizde de mutlu oluyoruz demi ? Bazilari vardir disari çikmaz evde oturur, birtane bile arkadaslari yoktur. Bize göre çok sikici gelebilir aslinda, ama evde de eglenmenin bir çok yolu vardir. Nasil derseniz, televizyon, internet, msn, müzik vs... Temizlik yaparak eglenenler bile vardir hanimlarin içierisinde. Iste en ufak seylerde bile mutlu olabiliyorsaniz ne mutlu size, yoksa eglence anlayisiniz fazla gelisemez ve hayttan hiç bir tad alamazssiniz. Bu yazima burda son vererek mutlu ve eglenceli günler diliyorum.
zaman:
07:39
Gönderen
Patronn HaLiL
Belkide bir çogunuz bilir yurt di$indaki Bayramlari , nasil SIKICI geçdiklerini , Türkiye gibi Bayram havasi kokmadigini , insanlarin geleneklerinden biraz daha uzakla$digini , çocuklarin kültürlerini bilmedikleri için yabanci gibi yeti$tigini , buralardaki Yabancilar gibi büyüdügünü sanirim çogunuz biliyorsunuzdur . Cogu Türkiyede ya$ayanlar yurtdi$i görmek için neler yaparlar , kimisi kaçak gelir , kimisi ailesini oralarda birakir , kimisi daha cocugunu görmeden e$lerini , annalarini , karde$lerini , babalarini kisacasi ailesini orda birakir ve yaban ellere gelir . Ilk ba$larda bir$ey anlamaz ama sonra vatan hasretiyle yanar tutu$ur , bazen geri dönmek isterler ama zorunluklar , bir lokma ekmek her$eyin önüne geçer ve katlanirlar . Bayramlarda ailesiz hele hiç çekilmez olur . Bir büyügünün elini öpmek , bir içten gülümseme , bir ”BAYRAMIN MÛBAREK OLSUN” sözünün içten bir sicaklikla söyleni$i bile insani mutlu eder . Vatanimizin kiymetini bilelim . Türklügümüzle , geleneklerimizle ve göreneklerimizle bütün dünyayi kiskandircak degerlere sahip olan ülkemize ve tarihimize sahip çikalim . Yurt disindakiler unutmasinki yaban eller degil , yaban ellere Türk gücünü ve Türklerin asilligini göstermek , gelenek ve göreneklerimizi unutmadigimizi kanitlamak bizlerin VATAN BORCUDUR .Bayramlarimizi , kandillerimizi ve önemli günlerimizi unutmayalim ve sahip çikalim .
zaman:
07:38
Gönderen
Patronn HaLiL
Bir çogumuzunda bildigi gibi aile kavrami biz türkler için önemlidir . Aile anne , baba ve karde$lerden olu$ur . Aile deyince akliniza hemen hemen ayni $eyler gelir … Payla$im , kendini güvende hissettigin bir yuva , seni menfaatsiz ve kar$iliksiz seven ki$iler . Bunlari yazmasi ve söylemesi kolay olabilir ama hissetmesi bir ba$kadir . Aile kar$iliksiz seven ve sevildigini gördügün , bir SIKINTIN olsa yüzünden her$eyi anlayabilen , her mutlulugu ve ûzüntüyü bayla$abildigin , kimi zaman büyüklügünü gördügün , kimi zaman arkada$ gibi yakin olan bireylerden olu$ur .
Anne ; Dokuz ay karninda ta$iyan , bi yerin kanasa senden önce onun caninin yandigi , bir üzüntün olsa hissettigi , bazen sirlarinizi payla$tiginiz , bazen asilik yaptiginiz , bazen onun söyledikleri dogrultusunda gittiginiz , hatta bazen kavga ettiginiz ama her$êye ragmen onu çok sevdigimiz biri Lütfen annelerimizi üzmeyelim , ayrica unutmayin ki “ CENNET ANNELERIN AYAKLARI ALTINDADIR “
Baba ; Herkezin de bildigi gibi EVIN DIREGI … Sizin için ne emeklere girer ne SIKINTILARA gögüs gerer , sizin için , bir lokma ekmek için ne sözler i$itir , ne zorluklara katlanir … Lütfen onlari da üzmeyelim ve sözünden çikmayalim “ Bir babanin evladina verecegi en güzel armagan güzel bir ahlak ve onurla ta$idigi soy adidir “.
Karde$ (abi ve abla) ; Üçüde e$siz ve anne baba gibi önemlidir . Abi ; korur kollar baba gibi , baba yokken odur evin diregi . Abla ; sirda$ ,o senden önce ögrendigi için her$eyi oda dani$ir ve ondan yardim alirsin . Karde$ ; dünya tatlisi ne soytariliklar yapar , evin ne$esidir . Bazen kiskanilir o en küçük ya ilgiler onda . Oysaki sende ilgi göstersen anne ve babayi anlayi$la kar$ilarsin .
Kisacasi Aile yukarda anlattiklarimdan daha fazlasi . Onlar iyiki hayatimizdalar ve iyiki varlar . Biz Türkler için aile birle$im demek çogalan bir topluluk demek oysa yabanci ülkelerde aile bizim aileler gibi kiymetli ve önemli sayilmaz . Cocuklarini 18 ya$ina kadar büyütürler , 18 ya$indan sonra serbest birakirlar . Belki bi size özgürlük gibi gelsede sandiginiz gibi deil inanin . Dü$ünsenize ba$iniza bir olay geliyor ve onlarin umrunda degilsiniz , bunun neresinde ailelik kavrami ? Iyiki Türkûz ve Iyiki aile kavrami bizlerde çok degerli . ailemize sahip çikalim ki ailelik kavraminin degerleri dü$mesin ve böylelikle diger ülkelere örnek olalim “NE MUTLU TÛRKÛM DIYENE”.
zaman:
07:37
Gönderen
Patronn HaLiL
Sizce arkada$lik nedir ? Arkada$inizin degerini veya hayatinizdaki etkisini hiç düsündünüzmü ? Gerçek arkada$lik iyi günde ve kötü günde birbirinin yaninda olmak ve her ne olursa olsun , hangi ko$ulda olursa olsun dertleri ve SIKINTILARI payla$abilmektir. Bunlari yapamiyorsaniz gerçek arkada$a sahip deilsiniz demektir . Bugünkü ya$am ko$ullarinda arkada$larimizin birbirleri arkasindan kötülükler dü$ündügünü ve kendi çikarlari için arkada$larini sattigini görüyoruz . Her ne kadar bu durumu kabullenemesekde malasef böyle dostluklarda var . Eger siz arkada$inizla en gizli sirlanirinizi , SIKINTILARINIZI , mutluluklarinizi ve üzgün oldugunuz anlari , ne$eyi , heycani , aciyi , kederi , beraber ya$ayip , payla$abiliyorsaniz ne mutlu size ki gerçek bir arakada$a sahipsiniz . Sizin mutlulugunuz onun mutlulugu gibiyse , sizin dertleriniz onun dertleriyse her ani ve her$eyi beraber payla$iyorsaniz bu arkada$lik degil karde$liktir .
Hep en iyi arkada$liklardan bahsettik peki ya kötü arkada$liklar ? Malesef bazi insanlar yüzünden arkada$liklarda ikiye ayrildi … iyiler ve kötüler … Kötü arkada$lar ise ; sirrini dinler ama ba$kasina anlatir , üzüntünü dinler üzülmez ; üzülür gibi yapar , en dü$tügün anda bir tekmede o vurur , kimisi kötü ali$kanliklarina sizi de sürükleyebilir . Örnegin önce size yakinla$ir güveninizi kazanir sonra yava$ yava$ ali$kanliklarina sizleride ali$tirabilir . Önce yalanlarla sonra sigara ve içkiye ali$tirir . En kötüsü de belki eroin’e bile ali$maniza sebep olabilir, buda intihara sürükleyebiler . En iyisi siz ailenizin dediklerini uygulayin , büyüklerimiz bizi her zaman her$eyden korurlar. O yüzden arkada$larina dikkat et , kendine uygun bir arkada$ seç diye tembihlerler . Nasil seçebiliriz derseniz ? Arkada$inizi bi gün okul çiki$i evinize davet edin ve ailenizle tani$tirin , emin olunki ailenizle tani$tiginda hem onlarin yorumlarindan faydalanirsiniz hemde di$ari arkada$inizla çiktiginizda ailenizin gözü arkada kalmaz, güvenle arkada$inizla zaman geçirmenize izin verir . Siz siz olun arkada$larinizi iyi seçin …